Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2010 Pazar

Bu akşam Cemil Topuzlu Sahnesi'nde sahnelenen DEVR-İ İSTANBUL oyunundaydım. Baştan sona harika bir oyundu. Müzikal yönüyle eğlendiren, şarkılar ve barkovizyon gösterisi ile düşündüren , Muhsin Ertuğrul 'un ve daha birçok tiyatro oyuncusunun tarihi tiyatro kostümlerinin kullanılmasıyla da kendisine hayran bırakan bir oyundu.
İstanbul'da yapılması planlanan ve büyük tartışmalara yol açan Üçüncü Köprü projesi tiyatro sahnesine taşımıştı.


IMG_3042

devri istanbul


Evet ÜNZİLE perfonmansında ağladım:( Her dinlediğim de öğrencilerimi aklıma getiren naif bir şarkı...

MFÖ-Ele Güne Karşı , Sertap Erener , Erol Evgin , İlhan İrem, M.jakson ile de çoştuk. Hatta İlhan İrem 'in Boşver Arkadaş'ı çok sevdik. Tarkan'nın Kış Güneşi şarkısını Yıldız Tilbe yazmış. Helal Yıldız!!!




devri istanbul2


Beyaz bağcıklı elbiseme gelince, annemin 90'lardaki kıyafetlerini hatırlattı bana . Anneminde böyle bağcık detaylı cicileri vardı.Bu sebeple de daha bir severek giyiyorum. Vintage etkiside cabası! Hatta bağcık detayını diktiğim elbiselerde dahi kullanmayı düşünüyorum.

Yarın Canım Anneme kavuşuyorum :) yummyyy :)


Başlarının üstlerininde 1 hare ve omuzlarında 2 kanatlarını olduğuna inandığım tüm anneleri öpüyorum kucak dolusu sevgiler diliyorum,

HHUUUPP gidiyorumm Keyifli Pazarlar..





IMG_3084

IMG_3085

IMG_3062

14 Eylül 2010 Salı



Uzun bir aradan sonra Merhaba ,

İstabuldaki eve yerleşmekle uğraşıyorum kaç gündür. Hala da hadi beni yerleştirmicek misin diye bakan kolilerim var :D

Koliler beni bekleye dursun ,

Bu akşam Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde Musahipzade Celal' ın eseri İstanbul Efendisi adlı tiyatroya gitmek üzre biletleri aldım

Aslında Lüks Hayat' tı izlemek istediğim tiyatro fakat cumartesi gündüz Tekirdağ'a dönüceğim için başka zaman artık.


Açık Hava Sahnesi' ndeki diğer oyunları ve saatlerini aşagıda belirttim.


Detaylı bilgi için :==== buraya


Devr-i İstanbul adlı gösteri ücretsiz olup, gişelerimizden önceden yer numarası alınması gerekmektedir.


İstanbul Efendisi
14 Eylül 2010 Salı Saat: 20.30

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
16 Eylül 2010 Perşembe Saat: 20.30

Devr-i İstanbul (*)
18 Eylül 2010 Cumartesi Saat: 20.30

Lüküs Hayat
19 Eylül 2010 Pazar Saat: 20.30



23 Kasım 2009 Pazartesi


SAWUBONA SEZGİ, HALA SEZGİ, MBOTE SEZGİ :)))))

SELAM MİLLET

Şu FLİCKR'in beni her girdiğimde farklı selamlamasına hayranım, flickr bile kendini yeniliyor her saniye, ya SİZ ?

100Puanlık uzmanlık sorusu ????

Ne kadar değer veriyorsunuz kendinize, ne kadar yeniliyor, ne kadar kabuklarınızdan çıkıyorsunuz?

Çıkmayan varsa çık çık çabuk, kendini en iyi hissettiğin kıyafeti ( 500 kerede giysen de)geçir sırtına, git birini mutlu et :)))) ya da hiç yapmadığım "OOHHH NOOO! BEN YAPAMAM!" dediğin bir şeyi yap......İşe yarıyor denedim :)))

Yahu ben niye çok geç keşfettim şu tayt olayını,
Tamam, yuh der gibisiniz ama sevmiyordum sebebini bilmeden.
Sonunda 'tamam bir kaç tane alıp deneceğim' dedim ve ayağımdan çıkarmaz oldum.
Çok rahatmış, bulmuşken bir tane leopar , bir de batik desenli aldım..
Şimdi uzun usturuplu tunikler dikmekte sıra..
Değişik kombinler deniyorum bakalım ...

Genelde topuklu ayakkabı kullanıcısı olan ben, bu yıl çalıştığım okulun büyüklüğüne dayanamayıp 'Tamam kabul, düz bir şeyler bakıyım' derken bu çizmeleri aldım. Her yerde var ama çok rahatlar...Arkasında siyah kurdeleden fiyonk var, çıkardım onu çorap rengime göre renk renk fiyonk takıyorum.



PONPON Kolyemi üniversitedeyken yapmıştım, hatta bir ara takılarımı satarken bu modelden 3-4 tane yapıp satmıştım. Yalnız tam çıkmamış yakamın altında kalmış, gri ponponları da var aslında.
Şal veya atkı hep karıştırırım bu ikiliyi.. Herneyse... Geçen sene bu kumaşı almıştım. YELEK yapacaktım ama küçük geldi bende kumaştan 3 kişiye atkı çıkarmıştım... burda yazmışım hatta ...Gördüğünüz üzre ucuna kalın dantel geçince çok değişik bir hava kattı. Beyaz ya da sıklemen dantelde geçilebilir....Ya da saks mavisi...
Artık düz renkler ya da renk uyumuna çok dikkat etmiyorum, nasıl içimden geliyorsa öyle giyiniyorum :))) Öyle daha mutluyummm çünküü...{okul hariçç :(((( }
Üzerimdeki örgü yelek annemin eseridir, selocandan kaptım. Kardeşimle aramızda 2 yaş olunca hep birbirimizin kıyafetlerini giyeriz, benden 9-10 yaş büyük teyzemin kıyafetleri de dahil....Bizim kıyafetleri de teyzemin kızlarına veriririz...:))) Dert edilmez yani...Onun eşyası benim eşyam diye....Zaten bir t-shirt olmuş en fazla 5 tl'ye kaç kere giyeceğiz 2 kerede sıkılıyoruz...:S

Üsküdar MUSAHİPZADE SAHNESİ'nde Gizli Oturum' adlı oyunu izledik. Selocan'ın hocaları da vardı oyuncular arasında. Cennet cehennem arasında kalmış 3 insanın hayatlarını tahlil etmelerinden ibaret . Güzel bir oyun tavsiye ederim.
''İnsanın cehennemi yine insan'' doğru söze ne hacet.
Hayvandan zarar gelmediğine göre... { Tabii 4metrelik duvarı aşıp AYI'ların yanına girmediğin sürece, gazetede okudum koptum..:) }
Son olarak minibüsçü abinin 1 TL'ler için kendi geliştirdiği DIY projesi ile yazıma son veriyorum. Erkeklerde istenilen zaman, ihtiyaca göre DIY PROJELERİ oluşturuyorlarmış...MİNİbüse diy ancak bu kadar olur yani:))
Çenem düşmüş azcık :))))
Bu arada EDACANIM'a kaç seneden beri buluşalım diyorumm , biliyorum artık inandırıcılığım kalmadı ama büyük bir süprizle hop karşına çıkarım gülümmm :)))
SEEEE YOUUUU :=))))))

12 Eylül 2009 Cumartesi

......

Acımak yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak,
Kasırganın yelesine sarılmış,
Ya da bir melek, görülmez atlarına binmiş göklerin,
Ve gider dört bir yana haber verir
Bu yürekler acısı cinayeti,
Göz yaşı savrulur esen yellerde.
Sebep yok onu öldürmem için,
Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;
O da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne
Öbür tarafa düşüyor, eğerde duracak yerde.

MACBETH/William Shakespeare










Seco'ya staj için kestiğim yeşil elbiseye uygun yeşil ip bulamayınca birden dikişten sıkıldığımı anladım. {Ben niye bir iş yaparken kendimi bu kadar çok kasıyorum anlamıyorum. Neyse bu diğer postun konusu :S } Topladım kumaş, iğne ,iplik vs.. Açtım ilk göz ağrım olan takı tezgahımı. Çoktandır takı yapmıyordum, özlemişim baya boncuklarımı ,kerpetenimi, zincirlerimi...




Elimde takıya dair ne malzemelerim var onları bile unutmuşum. Bakınırken ALTIN MASKEYİ buldum.

Seneler seneler önce biz daha minicikken Eminönü'nün daracık ama büyük sokaklarını keşfetmeye çalışırken aldığımız MASKE. Gördüğüm gibi kesinlikle benim tiyatrocu kardeşim Selocan'ın olmalı dedim. Gerçekten çok kaliteliymiş ki yıllardır poşet içinde duruyor ve tek bir kararma ibaresi yok !!!

Baştan yine aynı magazadan aldığımı hatırladığım altın zincirle bişeyler yapıcaktım ama çok kapattı . Maske ön planda olmalı diye düşündüm. Aslında adetim değildir takılarımda çok kullanmaya alışkın olmadığım fisto, kurdela ve dantel kullandım bu sefer. Bitince gördüm ki broşta olabilir ama Selocan kolye olarak kullanmak istedi. Kullandıkça da beni anar :)))