19 Ocak 2015 Pazartesi



Aslında hayatı zorlaştıran biz insanlarız.
Nedir yani  1 blog yazısı yazmak? Yüreğini kaleme döküp, gözünü fotoğrafa aktardıktan sonra aman efendim rujumu bozuk sürmüşüm. peçete bozuk çıkmış diyorsak bunlar kuruntu arkadaşlar:)

Şimdi uzun bir aradan sonra bir yemek postu yapayım dedim. Baktım patatesleri azcık yakmışım. (huyum kurusun ,hep biraz yakarım.) Of çöp bu resimler dedim. Sonra baktım aslında o kadar da yanık değil:) Hem benim derdimi anlatmam için yeterli bu fotoğraflar, hem 2 parça yanık olunca kım ne diyecek ki? Yaz gitsin Sez dedim:)

Buyrun fırında çeşnili miss gibi patates tarifi:)

Kırmızı biberin hafif acısı, sarımsağın aroması, cevizin kıtırı ...Nasıl birşey bu :) diye yorumaldı hanımlar .Benden söylemesi:) 

Ben 2 kişiye 3 küçük patatesi elma dilim şeklinde doğradım. Fırın kağıdının üzerine koydum. Üzerine ceviz, badem, nane,toz sarımsak ,bütün sarımsak, kırmızı biber ekliyoruz. Fakat buradaki püf nokta bir yemek kaşığı yağda gizli. Çünkü sarımsak olsun, kırmızı biber olsun patatesin, cevizlerin üzerine harmanlanması gerek. 

Ağır ağır pişmesinde fayda var. Sakin sakin pişssin. Siz o sırada etle/tavukla ilgilenin:)

Piştikten sonra ben yağlı kağıt ile servis yapmayı çok seviyorum. Hem şık duruyor, hem de tabak temiz kalıyor.

Kolay gelsin hanımlar :)))

11 Ekim 2014 Cumartesi


Sıradan günlerin şahane birer unutulmayacak gün haline gelmesine bayılıyorum. Bu fotoğrafların çekildiği gün de annemle harika bir gün geçirmiştik. Bizim için rutin kahvaltı ile başlayan günümüz, annemin beni fotoğraflaması ile devam ederken, çalan telefon ile neşe dolmuştuk. Günün yönü değişmiş, çok mutlu olmuştuk.

Sonra annemin beni blog için çektiği fotoğraflara baktık.( Annem de artık gördüğünüz gibi harika fotoğraflar çekmeye başladı. Blog işlerine acayip adapte oldu.) Belki o telefondan önce baksaydık, şu fotoğraflarda milyon tane hata bulup, tüm fotografları çöp kutusuna yollayacaktık. Varsa da bir kusur bizim hiç gözümüzü yormadı. Hatalılara da gülüp geçtik.  Güzel bak, güzel olsun boşuna demiyorlar...


Güzel haber için çalan  telefonlarınız bol olsun :)

Sevgiler 
Sez
çanta :ipekyol, ayakkabı :desa, saat :seiko, şapka?, gömlek terkos, şort: çok eski bir kot

10 Eylül 2014 Çarşamba

Aydınlık ve gölge yanlarımızla bir bütün olabilir iken, gölge yanlarımızı ,diğer yarımızı, hep karanlıkta bırakırız. Önemsemez, değer vermeyiz. Atağa kalktığında da örseler, yerine oturtturuz. Oysa ki bir gün tüm gölge yanlarımı masamın üzerine koydum. Tek tek elime aldım. Benden birer parça olduğunu kabul ederek, sağını solunu çevirdim. Bakakaldım bazılarına. Bazıları gölge olarak hayatlarına devam ederken, bazıları ne cevherler varmış bende dedirtti.

Aydınlık yanlarımız ile parıl parıl parlarken, gölge yanlarımızda bizi destekleyen gizli birer güç olarak görüyorum. Aydınlık yüzümüz ile bu kadar değerli iken insanoğlu, gölge yanlarını keşfederek kim bilir ne kadar yücelecektir. Ne kadar kendini sevecek, ne kadar mozaikleşecektir.

Hayat bu, keşfedip, her gün yepyeni deneyimler kazanma yeri. Bırakın gölge yanlarınız, sizi ele geçirsin, bir bakmışsınız, böyle çok daha mutlu olmuşsunuz:)

Elbise: Mudo -Ayakkabı: Desa -Gözlük: Ray-Ban -Çanta:Twist -Bilezikler: Koton