6 Nisan 2012 Cuma
2 Nisan 2012 Pazartesi
6 Ocak 2011 Perşembe
Eve gelince, doğum günümün olduğu gece, evde pasta üfleme seronomisinden sonra oturdum dikiş makinesinin başına elimde olan siyah triko kumaştan atkılar hazırladım. Siyah trikonun kenarlarını kıvırıp makine çektikten sonra arkadaşların bende bıraktığı etkiye göre süslemeler yaptım...
1.Foto : Silikon tabancasını kullanarak elime geçen fisto, kurdele, sıra pullardan bu tarz bir süs yaptım.
2.Foto : Astar kumaşının ateşe tutup büzülmesini sağlayarak gül yapıp, ortasına taş yapıştırdım.
3. Foto :Mavi örgü atkıyı ise hazır bir şekilde kumaşçılardan almıştım. Yıkayıp, hafif ütüledikten sonra üzerine lacivert fistodan minik çicekler yapıp diktim.
Hediyelerini hiç ummadıkları anda alan arkadaşlarım pek bir sevindi :))Onlar sevinince bende pek çok sevindim tabii ki :))
ps: Fotoğraflar gecenin çok geç saatlerinde yatağımın , hatta yorganımın üzerinde gözlerimin kapanmasına 1snye kala çekilmiştir...
23 Eylül 2010 Perşembe
Hoşgeldin Toprak demek için ziyarette bulunduğumuzda bize 2 lavanta kokulu batik hediye etti.
Batikleri görünce hazır zannettim fakat öğrendim ki Toprak'ın süper babaannesinin elinden çıkmış bu sevimli batikler. Görmüş başka bir bebekte hazırını, ben yaparım bunu demiş. Varolan fikri geliştirip kendine has yorumlamış..
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Zarfın üzerindekiler, nikah şekerinden çıkma süs , birparça kurdela ...vs gibi etraftan toplanmış malzemeler ve tabii kii SİLİKON TABANCASI :)))
(ismimin başındaki sedef düğme anneannemin düğme torbasından , sanırım vintage)
4 Haziran 2010 Cuma
1.olan şapkamız sezgi ve seco:)))
7 Mart 2010 Pazar
23 Kasım 2009 Pazartesi
SAWUBONA SEZGİ, HALA SEZGİ, MBOTE SEZGİ :)))))
SELAM MİLLET
Şu FLİCKR'in beni her girdiğimde farklı selamlamasına hayranım, flickr bile kendini yeniliyor her saniye, ya SİZ ?
100Puanlık uzmanlık sorusu ????
Ne kadar değer veriyorsunuz kendinize, ne kadar yeniliyor, ne kadar kabuklarınızdan çıkıyorsunuz?
Çıkmayan varsa çık çık çabuk, kendini en iyi hissettiğin kıyafeti ( 500 kerede giysen de)geçir sırtına, git birini mutlu et :)))) ya da hiç yapmadığım "OOHHH NOOO! BEN YAPAMAM!" dediğin bir şeyi yap......İşe yarıyor denedim :)))
Yahu ben niye çok geç keşfettim şu tayt olayını,
Tamam, yuh der gibisiniz ama sevmiyordum sebebini bilmeden.
Sonunda 'tamam bir kaç tane alıp deneceğim' dedim ve ayağımdan çıkarmaz oldum.
Çok rahatmış, bulmuşken bir tane leopar , bir de batik desenli aldım..
Şimdi uzun usturuplu tunikler dikmekte sıra..
Değişik kombinler deniyorum bakalım ...
Genelde topuklu ayakkabı kullanıcısı olan ben, bu yıl çalıştığım okulun büyüklüğüne dayanamayıp 'Tamam kabul, düz bir şeyler bakıyım' derken bu çizmeleri aldım. Her yerde var ama çok rahatlar...Arkasında siyah kurdeleden fiyonk var, çıkardım onu çorap rengime göre renk renk fiyonk takıyorum.
1 Kasım 2009 Pazar
Kalın mukavvadan dikdörtgen kestim,
Aldim elime iğne ipliği siyah kumaşa gelişi güzel boncukları diktim.
Bu kumaşla da dikdörtgen parçamı silikon tabancası ile kapladım.
TEGV de astromoni eğitimine giren seco'ya
MİRAYIN DEFTERİ' nde gördüğüm yusufçuğun pembe-beyazı
Teyzeme yaptığımı kolyeyi beğenince seco'ya da yaptım ama o kolye derisini kesip taç olarak kullanmak istedi.
Aylar öncesi yayınlamışlardı,
29 Ekim 2009 Perşembe
1gün 24 saat ten fazla olabilir mi acaba? Yoğun geçiyor günler, hareketlilik iyidir gerçi ama bazı şeylerden feragatlik etmek zorundayım o da maalesef blog oluyor, fotoğraf çekmek yazı yazmak en önemlisi nete girmek bazen çok zor geliyor. İşimi bitirip cup yatağa …
Uyku gibisi yok:))
Dolap toplama hastası olan ben, bazamın altını düzeltirken düz bir tshirt buldum, bizim kırtasiye dükkanı varken promosyon olarak vermiş mürekkep firması annemde poşetiyle atmış kenara…
Gel bakalım elime bebeğim dedim
Yakasını biraz oydum siyah biye geçtim
Kollar dâhil olmak üzere azcık daraltım, kol kenarlarını ve etek ucunu dikemedim, penyenin kendisi dönsün istedim
Üzerine de siyah kırmızı ve kottan fiyonklar yaptım diktim ,
(kot fiyonklar yıkandıktan sonra azcık kendinden geçtiler ama daha güzel oldular sankim)
13 Eylül 2009 Pazar
12 Eylül 2009 Cumartesi
Acımak yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak,
Kasırganın yelesine sarılmış,
Ya da bir melek, görülmez atlarına binmiş göklerin,
Ve gider dört bir yana haber verir
Bu yürekler acısı cinayeti,
Göz yaşı savrulur esen yellerde.
Sebep yok onu öldürmem için,
Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;
O da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne
Öbür tarafa düşüyor, eğerde duracak yerde.
MACBETH/William Shakespeare
Seco'ya staj için kestiğim yeşil elbiseye uygun yeşil ip bulamayınca birden dikişten sıkıldığımı anladım. {Ben niye bir iş yaparken kendimi bu kadar çok kasıyorum anlamıyorum. Neyse bu diğer postun konusu :S } Topladım kumaş, iğne ,iplik vs.. Açtım ilk göz ağrım olan takı tezgahımı. Çoktandır takı yapmıyordum, özlemişim baya boncuklarımı ,kerpetenimi, zincirlerimi...
Elimde takıya dair ne malzemelerim var onları bile unutmuşum. Bakınırken ALTIN MASKEYİ buldum.
Seneler seneler önce biz daha minicikken Eminönü'nün daracık ama büyük sokaklarını keşfetmeye çalışırken aldığımız MASKE. Gördüğüm gibi kesinlikle benim tiyatrocu kardeşim Selocan'ın olmalı dedim. Gerçekten çok kaliteliymiş ki yıllardır poşet içinde duruyor ve tek bir kararma ibaresi yok !!!
Baştan yine aynı magazadan aldığımı hatırladığım altın zincirle bişeyler yapıcaktım ama çok kapattı . Maske ön planda olmalı diye düşündüm. Aslında adetim değildir takılarımda çok kullanmaya alışkın olmadığım fisto, kurdela ve dantel kullandım bu sefer. Bitince gördüm ki broşta olabilir ama Selocan kolye olarak kullanmak istedi. Kullandıkça da beni anar :)))
11 Eylül 2009 Cuma
Tatil günlerimin son günleri nasıl olsa...
Elimde 1.karede görmüş olduğunuz kot pantolonun muhtemelen baldır kısmından alınan parça geçti..Ne olur ki diye birbirimize bakar iken baldırdan kopma kumaş parçasıyla...
....senden miniminnacık çanta olur dedim ve aldım elime makası, iğneyi, fistoyu ve birazda sevgiyi :))) (kendin yap kendin gül buna denir)
EE bu kadar şey varken işin içinde böyle bir çanta çıktı. Azcık küçük max telefon ve cüzdan alabiliyorlar kendisi.
Ben kendimi dikemekte olduğum mor çiçekli şifon elbisem, kot ceketim , baldırdan
kopma çantam ve ayağıma çektiğim topuklular ile hayal ederken...
Sağol ablacım....!!!! sesiyle seco beni gerçek hayata döndürdü...
Seco ben onu aslında Nihan'a vericektim , diyene kadar Seco çantayı kapasitesini zorlamaya başladı bile..
-ALMAZ o I-POD u almaz canım, okadar şeyden sonra ALMAZ.. bi abla sözü dinle....
Seco'ya kaptırılan çantanın üzüntüsünü çekerken, bir baktım bu çantayı yapmışım..
Birde hızımı alamayıp fistolardan yaptığım çiçeklerin üzerlerine kırmızı ve pembe oje desen
yaptım. Baştan noktacıklar halinde başlayan desen çalışması uzayan fisto topuna, sıkılan
canda eklenince fırça darbelerine dönüştü.
Bunun kapasitesi : cüzdan ,telefon, I-pod , birde ruj , hadi birde kalem parfüm diyelim.At
atabildiğini değil tabii kii :))) Çantanın sapı içime sinmedi. Çok basit kaldı.Eve gidince daha dolu
dolu bir sap ile kullanıma hazır olucak inş...Birde çantanın üzerindeki çicekleri sık sık
görebilirsiniz, yapması çok zevkli ,duruşuda çok hoşuma gitti. Broş ve kemer yapmayı
düşünüyorum... Düşünüyorum ,düşünüyorum öyleyse VARIM :))))
ps: Ben bu sabah yani öğlen daha mutlu olmam ki dedim de oyüzden böyleyim maruz görün:)))
27 Ocak 2009 Salı









